Elazığ'da EL-HAK Platformu öncülüğünde, Memursen, Eğitime Destek Platformu ve STK Platformu'nun desteği ve birçok STK'nın katkısıyla "Büyük Aile Buluşması" gerçekleştirildi.
Kur'an-ı Kerim tilavetinden sonra, sivil toplum platformlarını temsilen, Memur Sen başkanı İBRAHİM BAHŞİ, STK Platformu Dönem Sözcüsü ZAFER AKSUOĞLU, Eğitime Destek Platformu Elazığ temsilcisi ŞAHİN KARA ve EL-HAK Platformu adına ERSİN ERYILMAZ düşüncelerini ifade etti.
Daha sonra, EL-HAK Platformu dönem sözcüsü Erdal ZENGİN tarafından tüm katılımcı STK'lar adına aşağıdaki basın açıklaması okunarak, toplantı Molla Hacı TOPRAKOĞLU'nun duasıyla sonlandırıldı.
AİLENİ KORU, KÜRESEL İFSADA DUR DE!
Bizler “Ey iman edenler kendinizi ve ailenizi yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun” ilahi fermanına imtisal etmek için buradayız.
Bizler “Hepiniz çobansınız ve güttüklerinizden sorumlusunuz. Devlet reisi bir çobandır ve reayasından sorumludur. Erkek ailesinin çobanıdır ve onlardan sorumludur. Kadın evinin çobanıdır ve ondan sorumludur.” hadis-i şerifinde belirtilen sorumluluğun gereğini ifa etmek için buradayız.
Avrupa’da aile mefhumunu bitirip ülkemize sıçrayan küresel ifsat ateşini söndürmek için buradayız.
Bugün, aile kurumunun paramparça olduğu Batılı ülkelerde, “cinsel yönelim”, “cinsel tercih”, “cinsellik hakkı” gibi adlar altında eşcinsel evliliklerin yasal güvence altına alındığı iğrenç bir akıl tutulmasına şahitlik ediyoruz! Evlilik dışı ilişkilerin, nikâhsız birlikteliklerin normalleştirildiği ahlaksız bir sürecin son aşaması olan bu azgınlık, insan fıtratını yok sayan, insanlığı yok oluşa sürükleyen şeytani küresel bir projedir.
Tüm dünya genelinde, LGBT eğilimli sapkın zihniyetin aile kurumuna karşı yürüttüğü kampanyalar ve baskıcı kuşatmalar aile kurumunu temelinden sarsmaktadır.
İnsan fıtratını, binlerce yıllık insani tecrübeyi, dinlerin ahlak temelli toplum anlayışını yok sayarak; onun yerine şehveti ve bencilliği referans alan hatta kutsayan bir anlayışı egemen kılmaya çalışmanın gerekçesi ne olabilir? Bu anlayışa dayanan sefih hukuk sisteminin yok saydığı ve yok etmeyi hedeflediği ahlak, namus, şeref, iffet, mahremiyet gibi erdemlerin bıraktığı boşluğun, tahayyülü aşan sapkınlıklarca doldurulmakta olduğunun; hatta ensesti, pedofiliyi, zoofiliyi bile meşrulaştıran süreçleri çağırmakta olduğunun farkına varmak gerekmektedir.
Bu ifsadın araçlarından biri olan İstanbul Sözleşmesinden Türkiye’nin çekilmesi ümit verici bir adım olmakla birlikte, o sözleşmeye dayalı olarak çıkarılan 6284 sayılı yasa ve benzeri düzenlemeler aileyi sarsıcı etkileriyle varlığını sürdürmektedir.
Kadınla erkeği birbirine rakip gören bir anlayışla, kadına pozitif ayrımcılık adı altında adaletsizliğin meşrulaştırılması, kadının beyanı karşısında erkeğin beyanının değersizleştirilerek erkeğin mahkemede bile çaresiz kılınması, yasalar eliyle erkeğin evde, kadının insafına bırakılmış bir sığıntı durumuna düşürülmesi, ailenin temeline konulmuş dinamittir!
Yasalar nezdinde gençler arasındaki gayrimeşru ilişkilerin normal görülüp, evliliklerinin suç sayılması, yasa öncesi, tarafların ve ailelerinin rızasıyla genç yaşta evlenmiş binlerce gencin, resmi nikâhlı eşlerine karşı istismarcı suçlamasıyla cezaevine gönderilmesi, nikâh akdine ve aile kurumuna karşı işlenen bir cinayettir!
Kanuni dayanağı olan İstanbul Sözleşmesi iptal edilmesine rağmen hâlâ eğitimde, kültürde, basında, TV’lerde devam ettirilen Toplumsal Cinsiyet Eşitliği projesiyle toplumun formatlanmaya çalışılması bu millete karşı bir ihanettir!
Bütün bunlara sebep olan mevzuatın, ahlaki, milli ve dini değerlerimize uygun şekilde bir an evvel ıslah edilmesi elzemdir.
Bizler, İslam medeniyetinin varisleri olarak ailemizi, neslimizi, ahlak ve maneviyatımızı, birlik ve beraberliğimizi bozmayı hedef alan kökü ister dışarıda, isterse içerde olsun, tüm fitne-fesat unsurlarına karşı mücadele etmeye kararlıyız. Çünkü ailemiz, çocuklarımız, dini ve ahlaki değerlerimiz kırmızıçizgimizdir. Yetkililerden de Müslüman halktan gelen bu yoğun talebe daha fazla kayıtsız kalmamalarını ve gereken tüm adımları acilen atmalarını talep ediyoruz.
Bilinmelidir ki, aile toplumun son kalesidir!
Son sözümüz Kur’an’ın diliyle Rabbimize niyaz etmektir:
"Ey Rabbimiz! Bizlere göz aydınlığı olacak eşler ve nesiller bağışla ve bizleri takva sahiplerine önder kıl"
Katılımınız ve duyarlılığınız için teşekkür ediyoruz.